İlk olarak, yeni şirketlerin başarısızlık oranını gösteren istatistikleri inceleyelim:

  • Küçük işletmelerin yaklaşık %20’si bir yıl içinde başarısız oluyor.
  • Küçük işletmelerin yaklaşık %33’ü iki yıl içinde başarısız oluyor.
  • Küçük işletmelerin yaklaşık %50’si beş yıl içinde başarısız olur.
  • Küçük işletmelerin yaklaşık %66’sı 10 yıl içinde başarısız oluyor.

Rakamlar, bir iş kurmanın ve başarılı bir iş sahibi olmanın çok farklı şeyler olduğunu gösteriyor, ancak kendi işinizi doğru şekilde nasıl kuracağınızı bilmek, uzun vadeli başarıya katkıda bulunan faktör olabilir.

“İnsanlar başarısız olmayı planlamazlar, plan yapmazlar” diye eski bir söz vardır ve bu genellikle doğrudur; Bir projeyi başlatmak, sadece bir fikir bulup onunla başlamak değildir.Başarı için plan yapmanız, hedefler koymayı ve bunlara ulaşmayı bilmeniz gerekir.

Fikrin keşfedildiği andan şirket açılışına kadar vereceğiniz her karar projeyi etkileyecek; Bu nedenle projenizi her yönüyle dikkatlice değerlendirmeniz önemlidir; İşte kendi işinizi kurmanıza ve başarılı olmanıza yardımcı olacak birkaç ipucu:

1. Kendinizi değerlendirin:

Aslında, piyasada pek çok iyi iş fikri var, ancak fikrinizin devrim niteliğinde olacak kadar benzersiz olma şansı çok zayıf; Ancak bu, onu görmezden gelmeniz gerektiği anlamına gelmez, sadece onu bir işe dönüştürmemeniz gerektiği anlamına gelir, çünkü “işinizi açın ve insanların ona geldiğini göreceksiniz” ifadesi, filmlerden çok filmlerde işe yarar. gerçek hayat için.

Dürüst olun: Dürüst öz değerlendirme yapmak çok zor bir iştir. İnsanlar kendilerini doğru bir şekilde değerlendirmekte pek iyi değiller.

İşte on veya daha fazla kişiden oluşan herhangi bir gruba uygulayabileceğiniz bir deney: Araba kullanmayı biliyorlarsa ellerini kaldırmalarını isteyin, herkes ellerini kaldıracaktır; Daha sonra, çoğu sürücüden daha iyilerse ellerini yukarıda tutmalarını isteyin, %90-95’i ellerini yukarıda tutacaktır.

O zaman bu deneyimin anlamı nedir?

Herkesin “çoğu sürücüden” daha iyi olması istatistiksel olarak imkansızdır. Bu, Dunning-Kruger Etkisi adı verilen, insanların belirli bir alandaki bilgilerini veya yeteneklerini abarttığı bir tür bilişsel önyargıyı yansıtır. -farkındalık, becerilerini doğru bir şekilde değerlendirmelerini engeller.

Bu “Dunning-Kruger etkisi” nedeniyle, başkalarına bizde güçlü ve zayıf yönler olarak ne gördüklerini sormak yardımcı olabilir; Bu nedenle, kişiye gerçek düşüncelerini önemsediğinizi ve bunu size ifade ederse utanmayacağınızı veya gücenmeyeceğinizi güvence altına alın.

Öz değerlendirme sürecinde ele almanız gerekenler arasında:

  • Proaktif bir insan mısınız? Bir çalışan olarak çalışmanın aksine, hiç kimse başınızın arkasında durup ne yapacağınızı veya ne zaman işe gideceğinizi dikte etmeyecek; Çok fazla rehberliğe ihtiyaç duyan biriyseniz, kendi işinizi kurmak sizin için en iyi seçenek olmayabilir.
  • Düzenli bir insan mısın? Planlama ve organize etme becerileri, özellikle bir proje başlatmanın ilk aşamalarında önemlidir. Yalnızca sezgiye güvenen girişimciler nadiren başarılı olurlar.
  • Risk ve başarısızlıkla nasıl başa çıkıyorsunuz? Aslında, bir iş kurmak riskli bir iştir ve başarı asla garanti edilmez; Akıllı iş adamları hesaplanmış riskler alırlar, ancak kalırlar; Başarısızlığı veya para kaybetmeyi kendileri için yıkıcı bulan biriyseniz, girişimcilik muhtemelen size göre değildir.
  • İnsanlarla nasıl başa çıkıyorsun? İletişim becerileriniz nasıl? Çoğu insan kendilerini sosyal insanlar olarak görür, ancak işletme sahipleri iletişimi tamamen yeni bir düzeye taşımıştır. Bir işveren işine başladığında birçok görevi yerine getirir; Müşteriler, ortaklar, tedarikçiler, çalışanlar, muhasebeciler, avukatlar, denetçiler ve diğerleri ile doğru ve sıkı bir şekilde iletişim kurabilmelidir.
  • Disiplinli bir insan mısınız? Esneklik ve kararlılık, başarıya katkıda bulunan en önemli iki faktördür. Daha önce de belirttiğimiz gibi, hatalar kaçınılmaz olarak yapılacak ve bazıları maliyetli olacaktır. Bu nedenle düşüşten sonra da yükselmeye devam edecek kadar esnek ve kararlı olmalısınız; Başarısız olmanın tek kesin yolu pes etmektir.

Girişimci olmak için ihtiyacınız olan niteliklere sahip olduğunuzdan eminseniz, bir sonraki adıma geçmenin zamanı geldi.

2. Proje fikrini değerlendirin:

Bir proje fikrini dürüstçe değerlendirme yeteneği de önemlidir, ancak bu adım genellikle öz değerlendirme kadar zor değildir; Bunun nedeni, bu değerlendirme sürecinde öz değerlendirmeye kıyasla nesnel kriterlerin benimsenmesidir.

Hedef pazarınızı bilin: Ürününüzü veya hizmetinizi kim satın alacak? Bu adımda farklı düşünmek önemlidir. Satıcının zihniyetiyle düşünmek yerine, müşterinin zihniyetiyle düşünmeye başlayın.

Aşağıdaki soruları cevaplayabilir misiniz:

  • Ürününüz veya hizmetiniz hangi sorunu çözüyor?
  • Ürün veya hizmet bu sorunu nasıl çözüyor?
  • Çözümünüz neden rakiplerinizden daha iyi?
  • İnsanlar soruna bir çözüm bulmak için para harcamaya istekli olacak mı?

Ayrıca hedef pazarınızdaki insanlar hakkında mümkün olduğunca fazla bilgi toplamalı ve en azından aşağıdaki bilgileri bilmelisiniz:

  • yaş.
  • Konum.
  • Gelir.
  • seks.
  • Meslek.
  • Eğitim seviyesi.
  • Medeni hal.
  • Ter.
  • Çocuk Sayısı.

Tüm bu bilgiler, ürün veya hizmetinizi onların ihtiyaçlarına daha iyi uyacak şekilde özelleştirmenize yardımcı olur ve belirli bir pazarlama stratejisi geliştirmede faydalıdır.

3. Rakipleri değerlendirin:

Rakipler genel olarak üç türe ayrılabilir:

  • Doğrudan rakipler: Bunlar, şirketinizle aynı ürün veya hizmetleri aynı hedef kitleye sunan şirketlerdir, örneğin: Burger King ve McDonald’s iki doğrudan rakiptir.
  • Dolaylı rakipler: Bunlar, benzer ancak aynı olmayan ürün ve hizmetler sunan şirketlerdir.

Aynı ürünü veya hizmeti diğer müşterilere ve segmentlere pazarlayanlar da dahil olmak üzere başka dolaylı rakip türleri de vardır; Örneğin: Metro ve McDonald’s dolaylı rekabet olabilir.

  • Alternatif rakipler: Ürün ve hizmetlerinizi sunduğunuz aynı müşterilere ve aynı segmente farklı ürün veya hizmetler sunan şirketlerdir.

Rakiplerinizin kim olduğunu doğru bir şekilde belirledikten sonra aşağıdaki bilgileri toplamanız gerekir:

  • Hangi ürün veya hizmetleri sunuyorlar?
  • İş faaliyetlerini genişletiyorlar mı yoksa azaltıyorlar mı?
  • Ne zamandan beri iş yapıyorlar?
  • Müşteriler sahip olduklarını algıladıkları olumlu ve olumsuz nitelikler nelerdir?
  • Hangi rekabet avantajına sahip olduklarını belirleyebilir misiniz?
  • Hangi fiyatlandırma stratejilerini izliyorlar?
  • Hangi reklam ve pazarlama stratejilerini izliyorlar?

Bu analizi gerçekleştirmenin amacı, rakiplerle daha iyi rekabet edebilmek için rakiplerin güçlü ve zayıf yönlerini belirlemek; Rakipleriniz ürünlerini veya hizmetlerini 100’den fazla çalışanı olan şirketlere sunuyorsa, muhtemelen 100’den az çalışanı olan daha küçük şirketleri hedeflemelisiniz. Bu, fiyatlandırma ve pazarlama stratejilerinin, küçük işletmelerin beklentileri ve karşılayabilecekleri ile daha uyumlu olması gerektiği anlamına gelir.

4. Projenin finansal fizibilitesini değerlendirin:

Projenin finansal uygulanabilirliğinin analizi sırasında aşağıdaki soruları cevaplamalısınız:

  • Projeyi başlatmanın maliyeti nedir? Ve kâr etmeye başlamak için ne kadar para harcamanız gerekiyor?
  • Başlangıçta ne kadar masrafa ihtiyacınız var?
  • Kalıcı giderler ne kadar büyük?
  • Projeye başlayacağınız sermaye kaynağı nedir?
  • Projeden elde edilecek potansiyel kazanç nedir? Kazanmak için ne kadar zamana ihtiyacınız var?
  • Kâr başlayana kadar işi yürütmeye ve faturaları ödemeye nasıl devam edeceksiniz?

Bu bilgileri topladıktan sonra, sizi uyarmadan ortaya çıkan ani ek masraflardan sizi koruyan ek bir “güvenlik faktörü”ne sahip olmanız gerekir; Çoğu insan genellikle bir projenin kârını ve onu kazanmak için gereken zamanı abartır.

Ani harcamalar beklentisiyle ne kadar paraya ihtiyacınız var? Hiç kimse kesin olarak bilemez.Bazı insanlar, beklenen beklenmedik kazancınızı ikiye veya üçe katlamanız gerektiğini söylerken, diğerleri, beklenen beklenmedik kazancınızın en az %50’sini eklemeniz gerektiğini söylüyor.

Bir iş fikrinin finansal açıdan uygun olmadığını öğrenmek sinir bozucu olabilir, ancak parayı harcadıktan sonra şimdi öğrenmek çok daha iyidir.

5. Profesyonel bir iş planı oluşturun:

Henüz yapmadıysanız profesyonel bir iş planı hazırlayın; Ve “profesyonel” derken, onu yaratması için birini işe almanız gerektiğini kastetmiyoruz, ancak profesyonel bir iş planının neye benzediğini bilmeli ve bunu ciddiye almalısınız.

Girişimciler genellikle bir iş planı geliştirmeyi ihmal ederler ve sadece sezgilerini takip etmeyi tercih ederler. Ancak bu iyi bir strateji değil, çünkü bir plan olmadan hangi yöne gideceğinizi bilemezsiniz.

Yazar Mike Gingerich şöyle diyor: “Önceden bir plan geliştirmediyseniz, bir iş planı geliştirmek göz korkutucu bir görev gibi görünebilir, ancak projenizin sağlam bir temel üzerinde başlamasını ve devam etmesini sağlayan gerekli bir görevdir; bir iş planı, aynı zamanda finansman veya yatırım güvencesi ararken de gereklidir.Temel olarak projenin nasıl ilerleyeceğini, beklenen başarıları ve bu başarılara ulaşmanın yolunu belirleyen algıdır.

6. Parayla uğraşırken mantıksal ilkeleri izleyin:

Harcamalar başarılı girişimler tarafından sıkı bir şekilde kontrol edilir ve girişimci olarak her kuruşun nereye gittiğini tam olarak bilmelisiniz; Tüm projelerde giderler zamanla artar, ancak erken aşamalarda giderlerin gelirleri geride bırakmasını beklemelisiniz.

Projenin ilk aşamalarında çok çeşitli zorluklarla karşılaşacaksınız; Ancak, seçtiğiniz çalışma alanına alışmalı ve aynı zamanda projeyi genişletmek ve işletme maliyetlerinden tasarruf etmek için seçenekler aramalısınız.

İşletme giderlerini sıkıştırmak şu anda isteğe bağlı değil, başlangıç için gerçekten bir ölüm kalım meselesi. Projeyi akıllı bir planla tek bir hedefe yönlendirmek zorunda kaldığınızda, belirli bir hedefe doğru ilerlemeye devam edemezsiniz.

7. Dikkati belirli bir eyleme odaklayın:

Pek çok yeni girişimci, ortaya koyamayacakları çaba gerektiren hedefler belirleyerek kendilerini belaya sokarlar ve ne olur ki insanlar hiç deneyim sahibi olmadıkları işleri üstlenirler.

Örneğin, bir web sitesi tasarımcısı, tasarıma ek olarak SEO isteyen bir müşteriden gelen bir teklifi kabul edebilir; Bu web tasarımcısının SEO konusunda deneyimi olmadığını varsayarsak, bu durumda karşılaşması muhtemel birkaç sorun vardır:

  • Fiyatlandırma: Ne kadar SEO çalışması gerektiğini bilmeden veya anlamadan, projeyi hafife alma ve üzerinde para kaybetme şansı artar.
  • Kalite: Bir kişi dünyadaki en iyi web tasarımcısı olabilir, ancak müşteri gerçekten tüm projenin doğru yapılmasını beklediğinden web tasarımı işin sadece bir parçası olarak kalır.
  • İtibar: İlk izlenim bırakmak için ikinci bir şans yoktur ve tavsiyeler yoluyla iş bulma fırsatı istiyorsanız ilk projelerinizi doğru yapmalısınız; Bu projeler aynı zamanda ilk müşterilerin kalıcı müşteri olup olmayacağını da belirler.

Amazon’un kitap satmaya başladığını hatırlayın, sonra işlerini site üzerinden her şeyi satın alabileceğiniz noktaya kadar genişlettiler; Öyleyse Amazon gibi olun, belirli bir işe odaklanmaya başlayın, ardından o işten genişleyin.

8. Belirli kaynakları araştırın ve kullanın:

Her girişimcinin faydalanması gereken birçok ücretsiz kaynak vardır ve bunlar harika bir bilgi, yardım ve ilişki kurma fırsatları kaynağıdır.

Bu kaynaklardan bazıları geneldir, diğerleri ise belirli bir girişimci tipine yöneliktir ve her ikisi de aranmaya değerdir.

9. Sadece yapın:

Nike’dan bir teklif aldık ama bu iyi bir tavsiye. Ancak bu sadece projeyi başlatmak için somut adımlar atmak değil, olup biteni kabul etmek anlamına geliyor.

Birçok girişimci ve sıradan insan, Analitik Felç adı verilen bir durumdan etkilenir; bu, bir kişinin bir sonuca varmadan bir kararı fazla düşünmesi ve güçsüzlük hissi ile sonuçlanmasıdır.

İşinde mükemmellik arayan biriyseniz, özellikle “analiz felci”ne dikkat etmelisiniz; Bu insanlar projelerini başlatmadan önce her şeyin mükemmel olmasını beklerler ve birçoğu yerlerinden hiç ayrılmazlar.

Sonunda:

Hata yapıldığını, her zaman doğru kararlar vermeyeceğinizi ve beklenmedik engellerin her zaman sürpriz olacağını kabul edin; Girişimcilerin hayatlarına ve projenize gerçekten inanıyorsanız, kararı siz verin; Amaç mükemmel bir sonuca ulaşmak değil, insanların hayatlarını değiştiren bir proje inşa etmektir.